Eylül 15, 2010

weird.


ama. ağlama sen.

Eylül 13, 2010

shitty day.

var ya.

adamı zorla ergenliğe sokar bunlar. cidden bak.

Eylül 10, 2010

clementine.

feysbokta voluna yazdım lan. gerçi önce orda görüceksin biliyorum. ya da görmezsin felan. bilemiyorum bu noktada.
bi de ben bayramlı yazı yazıcam lan içimde kalır yoksa patlar felan. bu bayram ziyaretlerinin amacı nedir ki. bilmiyorum lan cidden. sadece kendimi hanım kızlıktan alıkoyamıyorum bi tek bu var. içerde millet otursun, sen onun baklavasını götür, bunun çayını getir felan. oğh. yok lan yok. olmaz böyle. bitsin bu bayram da herkes kendi yoluna.
hem şökölata yiyem felan da yok zaten. gelen salak çocuklara yediriyoruz işte.
kısaca bu bayram toptan sucks.

sinirlendim biranda. azcık sakinleşmem lazım.
uyuycam zaten ben.

bit.
lan tubok. bak şindi buraya bişeyler yazcam. sen gördüğün vakit hemen filmi hatırlayıp feysfuktan falan bana söyliycen temam mı. yorum yaparsan geç görebilirim çünkünüm.

daniel brühl var ya. goodbye lenindeki tatlış. şimdi bi film var. birisi umutsuz felan. cafede oturuyo. ya da mcdonalds falandı hatırlamıyorum. sonra danielimiz geliyo. tatlı tatlı böyle. yandan çantası var. ben burayı yakıcam sen kaç ben senin iyilik meleğinim mi ne diyo bu umutsuz beye. greenpeace çi falan da olabilir. neyse böyle işte.

beraber izledik. biliyorum. ya da sen de izledin en kötü ihtimal. lan. blogu izleyen yatakhane veletleri. siz de izlemişsinizdir haliyle. bulana şukusunu vercem. hadi şimdi dağılın.

kulak.

ben de bayramla ilgili bişey yazmış olayımlı. bayram şekerimiz çikiletamız yok. hiç olmuyo zaten. sonra kimsenin elini öpmedim. bi ablam vardı büyüğüm diyebilceğim o da sayılmazdı. annem de memleketine gidince bu şekıl oldu.

he bak annem gitti diyince. dedikodusunu yapiyim biraz. hep çok erken hazırlanmaya başladığımızdan, bi saat boyunca saf saf dolandığımızdan şikayet eder. kendisi saati ayarlayıp 5 dakikada hazırlanıp çıkar falan. erzuruma gidiceği gün de atar yaptı hatun. ben 4 gibi falan niye hazırlanmıyosun dedim. 5te çıkıcam dedi. hım bence erken git biraz dedim. cık dedi. sonra uçağı kaçırdı. evet. anneden çok mu biliyosun sen. evet. lşasgkaslşgklşsa. onu boşver de anne koşması çok ilginç bi olay he. ben hatırlamıyorum pek. ama arada görüp şaşırdığım oluyodu. şlaskgslşagkşlas.

neyse bayram diyoduk. öyle yani. hüzünleniyo gibi yapıyorum da. aslında çok da fifi. herkes şikayet ediyo bayram gezmelerinden. ben direk out. negzel işte.

ha bi de bayramda iett şeyler yüzde elli indirimli oluyodu lan. o güzel bişi. aktarma 10 kuruş. gerçi önceden bedavaydı.

niye susamıyorum. ondan sonra. çeyrek finali kuruçeşme arenada izledik geçen. çok coşkuluydu. aralarda ponpon kızlar falan çıkıyodu. yarı finale ve işşallah finale de orda gitme istiyorem.

Bitli.

beat less.

şey işte.

bi saç bakım cilası aldım. çok estetik bişeye benziyo. allağam işşallah işe yarar, süphaneke dinimiz amin.

bugün ayağma basıldı otobüste. ince topuklu ayakkabı, giriverdi ayağma. çok kötüyüm çoğk. ağlayabilirim felan morluğu gördükçe. ühü lan.

dur suyumdan içicem ben.
güle güle.

Eylül 08, 2010

something like that.

kaş ortasında sivilce çıkmasını sağlayan bi olay var he. hep mi aynı yerde çıkar lan. büşra diyodu ya sivilce damarım ordan geçiyo diye. klsajlasgjklsag. bu arada başlıkla ümmişi anıyorum. kalp.

i want you to take this.

kıssadan hisse misali?
hı.

Eylül 07, 2010

musik non stopta hep kısa kısa yazardık lan. ah ah.

bad romance.

o diğil de lan.

çişim geldi.
şimdi az daha su içiyim de bari hepsi toptan çıkıp gitsin. öyle sürekli gitmeye gelemem ben.

kips.
naber?

Eylül 05, 2010

fool.

işte, ondan sonra.

bi çeşit diyette gibi hissediyorum kendimi. tabi 48956321058 yıl olmuştu göbeğimi düz görmeyeli. yogalar, zen teknikleri sağolsun. şimdiyse çılgınlar gibiyim, bir çikölata bile yemez oldum. hayat nağpıcan.

hiç bişey yapasım yok.
dün aylak adamı bitirdim işte.
mükemmel.
ama şu son paragraf yok mu.

sustu. konuşmak gereksizdi. bundan sonra kimseye ondan söz etmeyecekti. biliyordu; anlamazlardı.

Eylül 03, 2010

swedish love love love.







A swedish love story diyince nasıl heveslenmiştim halbuse. Hem de Roy Andersson filmiydi. Kesin çokzeldir diyerekten başladım izlemeye. İki tane velet. Çocukluklarını görüyoruz heralde dev aşıkların falan diye düşünüyorum. Bi süre sonra büyümüş hallerini görcez falan. Bekliyorum. Bekliyorum. Hep bekledim. Büyümediler. Aileler doğumgününde tanıştı kaynaştı -hepsi önlük takıyodular lan, koca koca insanlar-. Ama bizimkiler hala velet hala 14 yaşında. Hani teenager olsalar yine neyse de. Bildiğin kızın memesi falan yok yani. asjkfhasjhasjkgasjk. Neyse bu da böyle bi filmdi işte.