Temmuz 21, 2010

the bird and the worm.

çok yanılmışım. sed öldü sanırım. bu yüzden yazmıyör hiçbişey.
işte.
bugün küçük sırlar'ın yeni bölümü var. heycanlıyım lan. meraksalıyorum.
he.

Temmuz 15, 2010

banana pancakes.

hello.

sanırım bu yazı müsik nön stöp'ün geleceğini kurtaracak yazıdır. nebiliyim, sanki daha akışkan olucak böyle, devamı gelicek gibi bu yazıdan sonra.

öncelikle hayli gergin bir sabah geçirmiş olduğumu söylemek isterim. abla kişisinin sınav sonuçlarını öğrenmesi ve evin savaş alanına dönmesi aynı anda gerçekleşti esasen. böyle ağlamalar, bağrışmacalar felan tahmin edersiniz ki. sonuç da o kadar kötü olsa yüreğim yanmiycak heğ. bakalım işte.

bi de böyle her sınav açıklanması sonrası kahve falı yok mu. ağlıycam. lan artık fal bile delirtçek sanıyorum, o kadar çok bakılıyor ki falına. ablamın yani. ve her bakan da, yok at var burda. hıhı sen gidiceksin, korkma, hıhı diyor. yapmayın, etmeyin a dostlar.


sedanağ'nın kısa saçlı olduğunu unutuyorum çoğu zaman. hayalimde uzun saçlı sedalar var. ha de ki senin hayalinde seda'nın ne işi var. onu ben de çözemedim henüz. ama evet, saçlarını ayırırdım böyle, sorardım yine saç kremi sürmedin diymi seda diye. ühü. bi de sırtına kalemle bitakım şekiller çizerdim. evet, yapardık bunları.


neyse, konuşmamı size bir diğer aşkım fele martinez'i tanıştırarak sonlandırıyorum. arno'dan öte olmasın ama, iyidir fele de. aslında çirkin bi fotoğrafı sanki ama nedense ben çok beğeniyorum. ehehe. canım ya. bakın:

hadi bakalım, şimdi gidiyorum ben. sen de yazarsın bi ara sadenur. yaz yani. iyi olabilir her şey.
ene, gök gürültülüyor. bays.

Temmuz 14, 2010

ablayla yapılan çılgın şeyler. eheheieieiei. şaytan marka giyer var teğvede. anne hathawayin saçları uzun saçlarımı hatırlattı. ve üzüldüm. tuğba itine saçlarımın arkasını düzelttirmeyi ne kadar özlediğimi fark eyledim. aa kelebek etkisi. başroldeki çocuk çok tanıdık lan. dur bakayım imedebeye.

o diğil de. günün bombası küçük sırlardı ya. ahahha.

edit: oha bana allahın eştın kaçırına tanıdık dedim ya. sakljhkladjkhdajklhkladkjlhda.

keep moving on.

bana diyene bak lan. asıl sen hiç yazmıyörsün. yıllar sonra görüyorsun arno'ya olan aşkımı bile. ben yazıyorum bak. cidden.

ablam ilen deniz kabuklarını boyadık biz. çok zevkli bir işmiş bu gerçekten hiç bitmesin istiyorum. sonra da küpe, bileklik vb. takılar haline dönüşecek o sevimli kabuklar. evet. güzel olucaklar bence.
böyle yani.

bi de.
sed. özledim.

Temmuz 11, 2010

burası iyiydi lan. bokkafa. niye yazmıyosun. noldu musik non stop ruhuna. noldu annenin çamaşır suyu döktüğü klozete? noldu ha noldu?

al sana bi jamie fotoğrafı koyiyim de gaza gelirsin belki.
Not: tutulmaya gittim evet. ama sırf bu mahlukat için değerdi bence. hımhım eved.

Temmuz 04, 2010

Björling is easy.

ya.

ben arno frisch'e aşık oldum. bağırasım var onun adını dağa taşa yazasım var. olay tam olarak 21:06 dolaylarında gerçekleşti. benny's video'yu izlerken, o masum bünyenin altında yatan katilin yani arno'nun o güzelim saçlarını kazıtmasıyla ve benim funny games'in geldiğine dair duyumlarımla olay başlamış oldu. gerçekten de bir hayli benzetmiştim ki filmin sonunda imdb'de gördüklerim ne kadar haklı olduğumu anlamamda yardımcı oldu. benny's video'daki sevgili benny büyüyüp serpilince funny games'in paul'ü oluyor. canımsın. hemen göstereyim:



evet böyle. bugün gitti küzenlerim. öyle işte. bir de being john malkovich'i izledim.
ilginçti ama güzeldi. bir tane daha arnoyla kapanış yapmak isterim.
sağdenur. seni çok özledim bir de. valla bak. yimin çekerim o derece. haydi öpüks. (çaldım bunu da heğ.) öyle işte.
bakın arno'ya.