sanırım bu yazı müsik nön stöp'ün geleceğini kurtaracak yazıdır. nebiliyim, sanki daha akışkan olucak böyle, devamı gelicek gibi bu yazıdan sonra.
öncelikle hayli gergin bir sabah geçirmiş olduğumu söylemek isterim. abla kişisinin sınav sonuçlarını öğrenmesi ve evin savaş alanına dönmesi aynı anda gerçekleşti esasen. böyle ağlamalar, bağrışmacalar felan tahmin edersiniz ki. sonuç da o kadar kötü olsa yüreğim yanmiycak heğ. bakalım işte.
bi de böyle her sınav açıklanması sonrası kahve falı yok mu. ağlıycam. lan artık fal bile delirtçek sanıyorum, o kadar çok bakılıyor ki falına. ablamın yani. ve her bakan da, yok at var burda. hıhı sen gidiceksin, korkma, hıhı diyor. yapmayın, etmeyin a dostlar.
sedanağ'nın kısa saçlı olduğunu unutuyorum çoğu zaman. hayalimde uzun saçlı sedalar var. ha de ki senin hayalinde seda'nın ne işi var. onu ben de çözemedim henüz. ama evet, saçlarını ayırırdım böyle, sorardım yine saç kremi sürmedin diymi seda diye. ühü. bi de sırtına kalemle bitakım şekiller çizerdim. evet, yapardık bunları.
neyse, konuşmamı size bir diğer aşkım fele martinez'i tanıştırarak sonlandırıyorum. arno'dan öte olmasın ama, iyidir fele de. aslında çirkin bi fotoğrafı sanki ama nedense ben çok beğeniyorum. ehehe. canım ya. bakın:

hadi bakalım, şimdi gidiyorum ben. sen de yazarsın bi ara sadenur. yaz yani. iyi olabilir her şey.
ene, gök gürültülüyor. bays.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder