Ocak 05, 2011

glatt.

dün tayfun pirselimoğlu söyleşisine gittik. garip, böyle ortamlara girdiğimde utanıyorum bazen. ya da hareketlerime dikkat etmem gerektiğni düşünüyorum. neyse ki tek başıma değildim. yoksa daha fena. neyse, böyle, ortam aslında samimi denilebilir ama yine de bir üst seviye hani. sonra adamın biri kalkıp soru sordu, ama uzattı baya, hani soru sormaktan öte bişeyler öğretme amacı güderek "yani sinema bence şöyle olmalı, böyle olmalı felan" diyor. başka bi adam da kalkıp "bence çok uzatıyosunuz ama heaağ!" dedi. sonra böyle moderatör araya girdi, yönetmen bile hatta. "tamam, önemli değil, evet, şey." diyerek toplamaya çalıştılarsa da o an orda kavga etmelerini istedim bir an. keşke eeğamauzattıncı ağbi kalkıp çaksaydı öbürüne. içlerindeki "benim dediğim en doğrudur." mantığındaki türkü ortaya çıkarsalardı. hani seviyenin azıcık düşmesi açısından. ama olmadı lan. yapmadılar böyle bişey.
ama şunu da dinle.
başka bi yerde olsaydı bunlar ağız burun dalmışlardı heğ. eheheh.


şimdi ne yapmam gerektiğini düşünüyorum da. sanırım gidip servetifünuns yapmalıyım. öğrenmem lazım. hafta sonunda dersane sınavları peşinde fatihten aksaraya, aksaraydan beşiktaşa koşuyor olacağım. üstelik beleşli gitmem lazım seneye. bol şans bana.
bir de bugün hangi filmi izlesemli. notes on a scandal'ı çok sevdim heğ geçen gün izledimdi. cate'in ağzına gözüne kurban. böyle sıradan bir güzelliği olmamalı insanın. işte cate'i de filmde o yüzden sevdim belki de. tavırları felan. bir garipti.
bugün de şeyi izliycem galiba, red dust diye bişey varmış bende. hiçbir fikrim yok hakkında ama. bakıcaz.

ene, ama saat 10da ablam ariycak kikiki. mutluyum.


we are bound by the secrets we share.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder